Anne adaylarını gebeliğin son haftalarında heyecan ve biraz da korku sarar, belki de korku ağır bastığından anne adayları sezaryen doğum tercih ederler. Aslında doktorlar gebeliğin gidişatına göre sezaryen yada normal doğum konusunda anneyi yönlendirirler. Yapılan araştırmalar sezaryen yöntemiyle dünyaya gelen bebeklerin ilerde daha fazla sağlık sorunlarıyla karşılaştıklarını ortaya koyuyor.

Bu araştırma, sezaryen sonrası genetik yapıdaki değişimin şeker, kanser ve astım hastalıklarının riskini artırdığını ortaya koydu. Araştırmada, normal doğum ile dünyaya gelen çocuklar ve sezaryen yöntemiyle dünyaya gelen bebeklerin kordon bağından alınan kan örnekleri laboratuvar ortamında test edildi. Her iki gruptaki bebeklerin kanlarında bulunan al yuvarlarda farklılıklar olduğu, bu farklılığın da DNA’larda değişime sebep olduğu belirlendi.
Uzmanlar, DNA’lardaki değişimi, doğum anında bebeklerin yaşadığı strese bağlıyor. Normal doğumda bebeğin yaşadığı stres, olumlu niteledirilen ve hafif başlayıp artan bir stres olurken, sezaryen doğumlarda bebeklerin yaşadığı ani stres olumsuz olarak değerlendiriliyor. Araştırmaya katılan doktorlar, doğum ve stresin bebeğin DNA yapısı ve bağışıklık sistemi açısından önemine vurgu yaparken, “Doğum sırasında bazı genler aktif, bazı genler pasif hale geldiği” belirtiliyor.
Doğumdaki stres etkilediğinden sezaryenle doğan bebeğin DNA’sı değişiyor. Araştırmalarda, sezaryenle doğan bebeklerde DNA değişimi ile bu bebeklerin kanser, şeker ve astıma yakalanma ihtimallerinin daha yüksek olduğu ortaya çıkıyor.
Batı dünyasında sezaryenle doğumların arttığına dikkati çeken araştırmacılar, ileride çocukların karşılaşabileceği hastalıkların dikkate alınması gerektiğini istedi ve “Bu konuda daha dikkatlı olunmalı, Sezaryen doğumun tamamen tehlikesiz olduğu düşünülmemeli” şeklinde uyarılarda bulunuyorlar.