Plasenta; büyümede, gelişimde ve bebeğin hayatta kalmasında kritik bir rol taşır.
İki önemli hücre tabakası, amniyon ve koriyon, plasentanın ve amniyotik kesenin gelişiminde önemlidir. Hücre tabakalarının gelişim ve fonksiyonları karışıktır ve tanımları bu kitabın alanının ötesindedir. Ancak, amniyon, ceninin bulunduğu amniyotik sıvıyı çevreleyen tabakadır.
Plasenta, trofoblastik hücreler ile oluşmaya başlar. Bu hücreler, annedeki kan damarları duvarlarına doğru büyür ve sizin kanınız ve fetal kanı birbirine karışmadan kan dolaşımınızla ilişki kurarlar. (Fetal dolaşımı sizin dolaşımınızdan ayrıdır.) Bu hücreler, kan damarları arasında damarsal bağlantı oluşturmadan kan damarları içinde büyürler.
Ama plasentadaki fetal kan akışı, sizin plasentadaki kan akışınıza yakındır.
Plasenta da hızlı bir oranda büyümekte. Hamileliğin 10. haftasında plasenta yaklaşık 20 gramdır. On hafta sonra, 20. haftada, hemen hemen 170 gram olur. Daha sonraki 10 hafta içinde plasenta 430 grama çıkar. Hamileliğin sonunda ise 650 grama ulaşır!
Fetal kan damarları ve gelişen plasenta, gelişimin 2. veya 3. haftası kadar erken bir zamanda birleşmeye başlar. Hamileliğin 3. haftasında plasentanın merkezindeki izdüşümler (vilkuslar), rahmin altındaki tabakaya tamamen birleşir.
Vilkuslar hamilelik süresince önemlidir. Vilkuslar etrafındaki alan (intervillöz alan) annenin kan damarları ile bal peteği görünümünü alır. Vilkuslar, annenin kanından besin ve oksijeni alır; bunlar göbek bağında bulunan, göbek damarı ile büyümekte olan bebeğe aktarılır. İşe yaramayan ürünler, bebekten, göbek damarları ile intervillöze getirilir ve annenin kan dolaşımına aktarılır. Bu yolla bebek işe yaramayan maddelerden kurtulur.
Plasenta Ne İşe Yarar?
Plasenta bebekteki oksijen ve karbondioksiti taşır. Ayrıca besin taşır ve işe yaramayan maddeleri dışarı atar.
Bu fonksiyonlara ek olarak, plasentanın önemli bir hormonsal işlevi vardır. İnsan koryonik gonadotropin hormonunu (HCG) üretir. Bu hormon kan dolaşımınızda döllenmeden sonra 10 gün içinde ölçülebilen miktarlarda bulunur.
Hamilelik testleri, bir kadının hamile olup olmadığını belirlemek için HCG hormonunu kontrol eder. Ayrıca plasenta hamileliğin 7. veya 8. haftasında östrojen ve progesteron hormonlarını üretir.
Plasentanın Görünümü Nasıldır?
Plasenta yassıdır, keke benzer bir görünümü vardır ve yuvarlak veya ovaldir. Çapı 15 ila 20 cm’dir ve en kalın bölgesindeki kalınlık 2 ila 3 cm’dir. Ortalama 500 ila 650 gramdır.
Plasentaların şekli ve boyutu değişir. Çok büyük bir plasenta, frengi olan bir kadında veya bebekte eritroblastoz (bebekteki Rh-duyarlılığı) olduğunda ortaya çıkabilir. Bazen belirli bir açıklaması olmadan da oluşabilir. Küçük bir plasenta, normal hamileliklerde olabilir ama ayrıca rahim içi gelişim geriliğinde de görülebilir.
Plasentanın rahim duvarı ile birleşen bölümü etli ya da süngerimsi bir görünüme sahiptir. Plasentanın fetal bölümü, amniyotik kesede bebeğe en yakın olan bölümü düzdür. Amniyotik ve koryonik zarlarla kaplıdır.
Plasenta kırmızı ya da kırmızımsı kahverengidir. Doğuma yaklaştıkça üzerinde kalsiyum depoları olan beyaz bölgeler olabilir.
Çoğul gebeliklerde, birden fazla plasenta olabilir ya da birden çok göbek kordonuna birleşik bir plasenta olabilir. Genellikle, ikizlerde bir plasentadan cenine giden iki göbek kordonu ile birlikte iki adet amniyotik kese bulunur.
Göbek kordonu, bebekteki kan dolaşımını sağlayan iki göbek arteri ve bir göbek damarını içerir. Kordon, yaklaşık 55 cm uzunluğundadır ve genellikle beyazdır.
Hamileyken çok az kadın plasentayla ilgili problemler yaşar. Bu problemler; plasentanın erken ayrılması ve önde gelen plasentadır. Doğumdan sonra yerinde kalan plasenta bazen problem olur.
