Bebeğinizin Büyüklüğü Ne Kadar?

Bu hafta bebeğinizin baş bölgesinden kalçalara kadar olan uzunluğu 12.5 ila 4 cm. ceninin ağırlığı yaklaşık 150 gramdır.

Sizin Büyüklüğünüz Ne Kadar? Siz Ne Kadar Değiştiniz?

Göbek deliğinizin hemen altında rah­minizi hissedebilirsiniz. Parmaklarınızı yan taraflara koyarsanız ve ölçerseniz, göbek deliğinizin altında yaklaşık iki parmak genişliğinde olduğunu anlarsı­nız. Rahminiz artık bir kavun kadardır veya birazcık daha büyüktür.

Bu noktaya kadar toplam kilo alımı­nız 4.5 ila 5.8 kg. olmalıdır. Ancak bu değişir. Eğer bundan daha fazla kilo al­dıysanız doktorunuzla konuşun. Bir beslenme uzmanı ile görüşmeniz gere­kebilir. Hâlâ önünüzde hamileliğinizin yarısından fazlası var ve daha fazla kilo alacaksınız.

Önerilen miktardan daha fazla kilo al­mak, hamileliği ve doğumu sizin için zorlaştırabilir. Ayrıca alınan fazla kilola­rı vermek daha sonra çok zor olabilir.

Ne yediğinize dikkat etmeye devam edin. Size ve bebeğinize besin sağlayan gıdalar seçin.

Bebeğinizin Büyümesi ve Gelişimi

Bebeğiniz büyümeye ve gelişmeye de­vam ediyor ama artık hızlı büyüme ora­nı biraz yavaşlar. Bebeğiniz artık tam bir insan görünümünde.

Kalbin ve Dolaşım Sisteminin Gelişimi

Fetal gelişmenin hemen hemen 3. haf­tasında, kalbi oluşturmak için iki tüp bir­leşir. Kalp, gelişimin 20. gününde veya hamileliğin 5. haftasının başlangıcında kasılmaya başlar. Kalp atışı, ultrason muayenesinde hamileliğin 5. ila 6. hafta­sı kadar erken bir zamanda görülebilir.

Kalp tüpü kollara ayrılır. Bu kollar, kalp odacıklannda gelişirler ve kalp ka­rıncığı (sol ve sağ) ve kulakçıklar (sol atriyum ve sağ atriyum) olarak adlandı­rılırlar. Bu bölünme 6. ve 7. haftalar arasında olur. 7. hafta sırasında, sol ve sağ kulakçığı ayıran doku büyür ve ku­lakçıklar arasındaki bramett ovale (oval delik) adı verilen boşluk oluşur. Bu boş­luk, kanın, ciğerlerde dolaşmasına izin vererek bir atriyumdan diğerine geçme­sini sağlar. Doğumda, bu boşluk kapanır.

Kalp karıncıkları, kalbin alt odacıkları (kulakçıkların altında bulunan) şeklinde bir bölünme gerçekleştirir. Kalp karıncı­ğı duvarları kaslıdır. Sol kalp karıncığı vücuda ve beyne kan pompalar, sağ kalp karıncığı ciğerlere kan pompalar.

Kalp kapakçıkları odacıklarla aynı za­manda gelişir. Bu kapakçıklar, kalbi dol­durup boşaltır. Kalp sesleri ve üfürümleri kanın bu kapakçıklardan geçmesi ne­deniyle oluşur.

Bebeğinizdeki kan, göbek kordonun­dan plasentaya doğru akar. Plasentada, oksijen ve besinler sizin kanınızdan be­beğin kanına taşınır.

Sizin ve bebeğinizin kan dolaşımı bir­leşmesine rağmen, doğrudan bağlantı yoktur. Bu dolaşım sistemleri tamamen birbirinden ayrıdır.

Doğumda, bebek, oksijen için tama­men size bağlı olmaktan çıkıp kendi kalp ve akciğerlerine bağlı olmaya hızla geçiş yapmak zorundadır. Kan, ilk kez oksijenleştirme için sağ kalp karıncığı­na, sağ atriyuma ve akciğerlere gider. Bu gerçekten mucizevi bir dönüşümdür.

Hamileliğin 18. haftasında ultrason ile kalpteki bazı anormallikler tespit edile­bilir. Bu, bazı problemleri belirlemede, Down sendromu gibi, yardımcı olur. Ultrason konusunda tecrübeli bir doktor spesifik kalp kusurlarına bakar. Eğer bir anormallikten şüphelenilirse, hamilelik ilerledikçe bebeğin gelişimini izlemek için daha çok ultrason muayenesi yapılır.

- Beliniz Ağrıyor mu?

Hemen hemen her kadında, hamileli­ğin bir döneminde bel ağrısı olur. Bel ağrısını şimdiden hissetmiş olabilirsiniz ya da daha çok kilo aldıkça sonradan hissedebilirsiniz. Bazı kadınlar aşırı egzersiz, yürüme, eğilme, ağır kaldırma ve ayakta durmanın ardından şiddetli bel ağrısı çekerler; Ancak şiddetli ağrı­lardan çok, hafif bel ağrıları daha yay­gındır. Bazı kadınların yataktan kalkar­ken veya oturdukları yerden kalkarken daha fazla dikkat etmeleri gerekir. Şid­detli bel ağrılarında bazı kadınlar için yürümek güçleşir.

Eklem hareketlîliğindeki bir değişim, bedeninizin duruşunda değişime neden olabilir ve sırtınızın alt kısmına rahatsız­lık verebilir. Bu özellikle hamileliğin sonraki dönemine doğrudur.

Rahminizin büyümesi, ağırlık merke­zinizi bacaklarınıza verir ve bu pelvisin çevresindeki eklemleri etkileyebilir. Bü­tün eklemleriniz gevşer. Hormonsal de­ğişimler potansiyel nedenlerdendir; an­cak rahatsızlık duyma daha ciddi prob­lemlerin işareti olabilir, örneğin piyelonefrit veya böbrek taşı gibi.
Eğer bel ağrısı sizin için kronik bir sorunsa doktorunuzla görüşün.

Ağrıyı önlemek veya azaltmak için ne yapabilirsiniz? Mümkün olduğu kadar hamileliğin başında aşağıdaki tavsiye­lerden bazılarını deneyin, daha sonra ha­mileliğiniz ilerledikçe faydasını göre­ceksiniz.

• Beslenmenize ve kilo alımınıza dikkat edin.
• Hamilelik boyunca kurallara göre eg­zersiz yapmaya devam edin.
• Uyurken yan yatmayı alışkanlık haline getirin.
• Gün içinde ayaklarınızı dinlendirmeye ve 30 dakika yan yatarak uzanmaya vakit ayırın.
• Başka çocuklarınız varsa, onlar uyur­ken siz de uyuyun.
• Bel ağrısı için Parasetamol kullanmak uygundur.
• Ağrılı bölgeyi sıcak tutun.
• Eğer ağrı sürekli veya daha şiddetli olursa doktorunuzla bu konu hakkında görüşün.

- İkinci Trimesterda Egzersiz Yapın

Herkes, doğum tarihine kadar yorucu egzersizler ve yorucu aktiviteler yapma­ya problemsiz olarak devam eden kadın­ların öykülerini duymuştur. Hamile olan Olünpik atletlerin Olimpiyat oyunların­da madalyalar kazandıkları hikâyeleri anlatılır. Bu tür bir idman ve stres hami­lelik sırasında kadınların çoğu için iyi bir fikir değildir.

Rahminiz büyüdükçe ve karnınız ge­nişledikçe, denge duyunuz etkilenebilir. Kendinizi hantal hissedebilirsiniz. Bu dönem, temas sporları, basketbol gibi veya kolayca düşüp kendinizi yaralaya­bileceğiniz veya karnınıza darbe alaca­ğınız sporlar için uygun değildir.

Hamile kadınlar, birçok spor ve egzer­siz aktivitelerine güvenle katılabilirler. Bu, 20,30,40 yıl öncesine göre farklı bir yaklaşımdır. O zamanlar yatak istirahatı ve aktivitenin azaltılması yaygındı.
Günümüzde, egzersiz ve aktivitenin size ve büyümekte olan bebeğinize ya­rarlı olacağma inanıyoruz.

Belirli aktivitelerinizi doğum öncesi bir muayenede tartışın. Eğer hamileliği­niz yüksek risk taşıyorsa veya birkaç ke­re düşük yaptıysanız, herhangi bir aktiviteye başlamadan önce doktorunuzla eg­zersiz konusunu ele almanız özellikle önem taşır. Artık, herhangi bir spor için idman yapma veya aktiviteyi artırma za­manı değildir. Aslında, yapmakta oldu­ğunuz egzersiz miktarını veya yoğunlu­ğunu azaltmak için iyi bir dönem olabilir. Vücudunuzu dinleyin. Ne zaman yavaş­lamanız gerektiğini size söyleyecektir.

Zaten yapmakta olduğunuz veya baş­lamak istediğiniz egzersizler nasıl? Aşa­ğıda çeşitli aktiviteler ve bunların sizi ikinci ve üçüncü trimesterda nasıl etkile­yeceği ele alınmıştır.

Yüzme. Yüzme, hamileyken sizin için yararlı olabilir. Suyun desteği ve kaldır­ma gücü rahatlatıcı olabilir. Eğer yüzebiliyorsanız, hamileliğiniz boyunca yüz­meye devam edin. Eğer yüzemiyorsanız ve su egzersizlerinde bulunabiliyorsamz (havuzun sığ yerinde yapılan su egzer­sizleri), hamileliğiniz boyunca bunları da yapmaya devam edebilirsiniz. Bu, eğer aşırıya kaçmazsanız hamileliğin herhangi bir döneminde başlayabileceği­niz bir egzersizdir.
Bisiklete Binme. Bu dönem bisiklete binmeyi öğrenmek için uygun bir dönem değildir. Eğer rahatlıkla bisiklet kullanabiliyorsanız ve bisiklet kullanılacak gü-venlİ yerler biliyorsanız bu egzersizi eşi­nizle veya ailenizle yaparak keyfini çı­karabilirsiniz.

Vücudunuz değiştikçe dengeniz deği­şecek. Bu durum bisiklete binmeyi ve bisikletten inmeyi zorlaştırabilir. Bisik­letten düşmek hem sizi hem de bebeğini­zi yaralayabilir.

Sabit bir bisiklet, kötü havalarda ve hamileliğin sonraki dönemleri için fay­dalıdır. Birçok doktor, hamileliğin son 2 ila 3 ayında, düşme tehlikesini önlemek için sabit bir bisiklet kullanmanızı tavsi­ye eder.

Yürüyüş. Yürüyüş hamilelik döne­minde cazip gelen bir egzersizdir. Eşi­nizle sohbet etmek için iyi bir fırsat ola­bilir. Hava kötü olsa bile birçok yerde yürüyebilirsiniz, örneğin kapalı bir alış­veriş merkezinde. Uygun adımla iki mil yürümek yeterlidir. Hamilelik ilerledik­çe, hızınızı ve yürüyüş mesafenizi azalt­manız gerekebilir.

Yürüyüş, eğer aşırıya kaçmazsanız ha­mileliğin herhangi bir döneminde başla­yabileceğiniz bir egzersizdir.
Jogging (Yavaş Koşu). Bazı kadınlar hamilelik döneminde jogging yapmaya devam ederler. Hamileyken jogging ya­pılmasına belki izin verilebilir ama önce bu konuyu doktorunuzla görüşün. Eğer hamileliğiniz yüksek risk taşıyorsa jog­ging iyi bir fikir olmayabilir.

Hamilelik dönemi, mesafeyi arttırmak veya bir yarışa hazırlanmak için uygun bir dönem değildir. Rahat kıyafetler ve destekleyici, tamponlu atletik ayakkabı­lar giyin. Biraz yavaşlamak için bol va­kit ayırın.

Hamileliğiniz süresince büyük olası­lıkla yavaşlamak ve koştuğunuz mesafe­yi azaltmak ihtiyacı duyacaksınız. Hatta bunu yürüyüşe bile çevirebilirsiniz. Eğer jogging sırasında veya joggingden sonra ağrı, sancı, kanama veya başka semp­tomlar fark ederseniz hemen doktorunu­zu arayın.

Diğer Spor Aktiviteleri

• Tenis ve golf hamileliğin ikinci ve üçüncü yansında sakıncalı değildir, ama gerçek anlamda az egzersiz yap­manızı sağlar.
• Ata binmek hamileliğin hiçbir evresin­de önerilmemektedir.
• Hamileyken su kayağı yapmaktan sa­kının.
• Bowling oynayabilirsiniz ama yine yaptığınız egzersiz miktarı değişir. Hamileliğin son dönemlerinde dikkat­li olun; düşebilirsiniz veya belinizi in­citebilirsiniz. Dengeniz değiştikçe bowling oynamak sizin için zorlaşır.
• Yamaçları aşmadan önce kayak yapma konusunda doktorunuzla konuşun. Yi­ne, hamileliğin son dönemlerinde den­geniz belirgin bir biçimde değişir. Düşme, size ve bebeğinize zararlı ola­bilir. Doktorların çoğu, hamileliğin ikinci yarısında kayak yapmanın iyi bir düşünce olması konusunda hemfi­kir. Bazı doktorlar, hamileliğin başla­rında kayak yapılmasına izin verebilir, ama sadece şu andaki veya daha önce­ki hamileliğinizde komplikasyonlar yoksa.

Kar arabası sürmek, jet ski veya moto­siklet kullanılması tavsiye edilmez. Bazı doktorlar, eğer çok güç gerektir-miyorsa bunları kullanmanıza izin ve­rebilir. Ancak, özellikle şimdiki veya daha önceki hamileliğinizde problem­ler yaşadıysanız, doktorların çoğu ris­kin çok büyük olduğuna inanır.

Hamileyken demir sizin için önemli­dir. Kan hacminizdeki artış nedeniyle, hamileliğinizde artan ihtiyaçları karşıla­mak amacıyla günde 30 rhg. demire ihti­yacınız vardır. Hamileliğiniz döneminde bebeğiniz, yaşamın ilk birkaç ayı için kendi demir depolarını oluşturmak ama­cıyla sizin demir depolarınızdan yararla­nır. Bu, eğer emzirirseniz bebeği demir yetersizliğinden korur.

Doğum öncesi vitaminlerin çoğu ihti­yaçlarınızı karşılayacak kadar demir içe­rir. Eğer demir takviyeleri almanız gere­kirse, emilimini artırmak için demir ha­pını bir bardak portakal suyu veya grey­furt suyu ile alın. Demir hapı aldığınız zaman süt, kahve veya çay içmekten sa­kının veya demir açısından zengin gıda­lar yiyin. Bunlar vücudun ihtiyacı olan demirin absorbe etmesini önler.

Kendinizi halsiz hissediyorsanız, kon­santre olmakta güçlük çekiyorsanız, baş ağrılarınız varsa, baş dönmesi veya ha­zımsızlık çekiyorsanız ya da kolay hasta oluyorsanız demir eksikliğiniz olabilir. Bunu kontrol etmenin kolay bir yolu, alt gözkapağınızın içine dikkatle bakmaktır. Eğer yeteri kadar demir alıyorsanız ren­gi koyu pembe olmalıdır. Ayrıca tırnak­larınızın dibi de pembe olmalıdır.

Tükettiğiniz demirin yalnız % 10 ila 15 ‘i vücut tarafından emilir. Vücut yeteri kadar demir depolar ama bu depoları korumak için düzenli olarak demir açı­sından zengin gıdalar yemeniz gerek­mektedir. Demir açısından zengin gıda­lar; tavuk, kırmızı et, sakatatlar (ciğer, kalp, böbrek), yumurta şansı, kuru mey­ve, ıspanak, lahana ve torudur. C vitami­ni olan bir gıdayı ve demir açısından zengin bir gıdayı birlikte tüketmek de­mirin vücut tarafından daha iyi absorbe edilmesini sağlar. Portakal veya greyfurt parçalan bulunan bir ıspanak salatası buna iyi bir örnektir.

Doğum öncesi vitamininiz yaklaşık 60 mg demir içerir. Eğer iyi dengelenmiş bir diyetiniz olursa ve her gün doğum öncesi vitamininizi alırsanız demir takviyesine ihtiyacınız olmaz. Eğer endişeleriniz var­sa bu konuyu doktorunuzla görüşün.