Bebeğinizin Büyüklüğü Ne Kadar?
Bebeğinizin baş bölgesinden kalçalarına kadar olan uzunluğu 10.8 ila 11.6 cm. kilosu yaklaşık 80 gram.
Sizin Büyüklüğünüz Ne Kadar? Siz Ne Kadar Değiştiniz?
Bebeğiniz büyüdükçe aynı zamanda rahminiz ve plasentanız da büyüyor. Altı hafta önce rahminizin ağırlığı 140 gramdı. Bugün yaklaşık 250 gram ağırlığında. Bebeğin etrafındaki amniyotik sıvının miktarı da artıyor. Artık hemen hemen 250 mi sıvı var. 7.6 cm olan rahminizi göbek deliğinizin altında rahatlıkla hissedebilirsiniz.
Bebeğinizin Büyümesi ve Gelişimi
İnce lanugo tüyleri bebeğinizin başını kaplar. Göbek kordonunun seviyesi ceninin vücudunda aşağıya doğru kaymaya başlamıştır.
El parmaklarındaki tırnaklar tamamen oluştu. Yan sayfadaki resim, lanugo adı verilen yumuşak tüylerin büyümeye başladığını gösteriyor. Bu aşamada, bacaklar kollardan daha uzundur ve kollar ve bacaklar hareket etmektedir. Bu hareketi ultrason incelemesinde görebilirsiniz. Ayrıca, hamileliğinizin bu döneminde bebeğinizin hareket ettiğini hissedebilirsiniz.
Birçok kadın, bebeğin hareket etmesinin verdiği hissi “gaz balonu” veya “bir kelebeğin kanat çırpması” gibi tanımlamaktadır. Genellikle, birkaç gün veya daha uzun süredir hissettiğiniz bir şeydir ama ne hissettiğinizi tam olarak fark edemezsiniz. Daha sonra bebeğin karnınızda hareket ettiğini anlarsınız!
Sizde Oluşan Değişimler
- Canlanma
Bebeğinizin hareket ettiğini henüz his-setmediyseniz üzülmeyin. Canlanma olarak da adlandırılan fetal hareket genellikle hamileliğin 16. ve 20. haftalan arasında hissedilir. Bu süre her kadın için farklıdır. Ayrıca bir hamilelikten diğerine göre de değişebilir. Bir bebek diğerinden daha hareketli olabilir ve daha fazla hareket edebilir. Bebeğin büyüklüğü veya ceninlerin sayısı da hissettiğiniz hareketi etkiler.
- Üçlü Tarama Testi
Down sendromu olan bir çocuk taşıyıp taşımadığınızı belirlemek için doktorunuza yardımcı olmak üzere, alfa-fetopro-teinin testinin ötesinde olan testler bulunmaktadır. Üçlü tarama testinde, insan koryonik gonadotropin (HCG) ve konjuge olmamış estriol (plasenta tarafından üretilen bir tür östrojen) testi ile birlikte alfa-fetoprotein seviyeniz ölçülür.
Kanınızdaki bu üç kimyasal maddenin seviyesi bebeğinizin Down sendromu riskinin yüksek olup olmadığını gösterebilir. Daha ileri yaşlardaki anneler için, problemi saptama oram, % 25′lik bir yanlış pozitif oranla, % 60′dan daha fazladır.
Eğer üçlü tarama testinden anormal bir sonuç alırsanız amniyosentez yaptırmanız tavsiye edilecektir. Artan alfa-fetoprotein seviyesi nöral tüp kusuru (spina bifi-da gibi) riskinin arttığına işaret eder. HCG ve estriol bu durumda normaldir.
Bu kan testleri olası problemleri saptamak için kullanılır. Tarama testleri şeklindedir. Bir tanı testi genellikle herhangi bir teşhisin doğruluğundan emin olmak için yapılır.
Amniyosentez
Eğer gerekli görülürse amniyosentez testi, doğum öncesi değerlendirme amacıyla hamileliğin genellikle 16 ila 18. haftalarında yapılır. Bu süreye kadar, rahminiz yeterince büyümüştür ve bebeği çevreleyen sıvı, testin yapılmasını sağlayacak miktardadır. Bu dönemde testin yapılması, bir kadına, eğer istediği buysa, hamileliği sonlandırma hakkında karar vermesi için yeterli zaman verir.
Amniyosentezde, cenine ve plasentaya zarar vermeden bir miktar sıvı almak için ultrason kullanılır. Rahmin Üzerindeki karın bölgesi temizlenir. Cilt ve karın duvanndan rahmin içine doğru bir iğne yerleştirilir. Amniyotik boşluktan (bebeğin çevresindeki alan) şırınga ile sıvı çekilir. Çeşitli testleri yapabilmek için yaklaşık 30 mi amniyotik sıvıya ihtiyaç vardır.
Amniyotik sıvıda yüzen fetal hücreleri, kültürlerde çoğaltılabilir ve kromozom kusurlarının belirlenmesinde kullanılabilir. Bir çocukta oluşabilecek 400′den fazla anormallik olduğunu biliyoruz.
Amniyosentez aşağıdakiler dahil olmak üzere bu anormalliklerin yaklaşık % 40′ını saptar:
• Kromozomla ilgili problemler, özellikle Down sendromu.
• Eğer cinsiyete bağlı problemler, hemofili veya Duchenne kas distrofİsi gibi, varsa fetal cinsiyet belirlenmelidir.
• İskelet hastalıkları, osteogenez imper-fecta gibi.
• Fetal enfeksiyonlar, uçuk veya kızamıkçık gibi.
• Merkezi sinir sistemi hastalıkları, anensefali gibi.
• Hematolojik (kan) hastalıklar, eritrob-lastozis fetalis (Anne kanı ile fetal kan arasında Rh uyuşmazlığı nedeniyle yenidoğan çocukta ortaya çıkan patolojik durum).
Doğuştan gelen metabolizma kusurları (kimyasal sorunlar veya emzim yetersizlikleri), sistinüri gibi.
Amniyozentezin riskleri; ceninin, plasentanın veya kordonun zarar görmesi, enfeksiyon, düşük veya prematüre doğumdur. İğneye rehberlik etmek için ult-rasonun kullanılması komplikasyonları önler ama bütün riskleri ortadan kaldırmaz. Ceninden annenin kanına kansan kanama olabilir, bu durum problem oluşturabilir, çünkü fetus ve annenin kanı ayrıdır ve kan grupları farklı olabilir. Rh-negatif bir annenin Rh-pozitif bir bebek taşıması istisnai bir risktir (sayfa 142 ve 143′e bakınız). Bu tür bir kanama isoimmunizasyona neden olabilir. Rh- negatif bir kadımn, amniyosentez yapıldığında isoimmunizasyonu önlemek için RhoGam yaptırması gerekir.
Amniyosentez komplikasyonlanndan kaynaklanan fetal ölümünün % 3 ‘ten az olduğu tahmin edilmektedir. İşlem yalnız bu konuda deneyimli biri tarafından yapılabilir.
Yaşı İlerlemiş Bir Anne Adayı mısınız?
Her yıl daha fazla kadın 30′lu veya 40′h yaşlarında hamile kalmaya başhyor. Eğer bir aile kurmak için beklediyseniz, bu konuda yalnız değilsiniz. 1980′lerde 35 ila 44 yaşlarındaki kadınlarda doğum oranı hemen hemen iki kat arttı. 1990 yılında, 30′lu yaşlarında ilk doğumlarını yapan kadınların oranı bu yaş grubundaki tüm kadınların yaklaşık % 25′i kadardır. Birleşik Devletler’de her gün 35 veya üzeri yaştaki hemen hemen 200 kadın İlk doğumlarını yapmaktadırlar. Araştırmacılar 21. yüzyılda, neredeyse her 10 bebekten birinin annesinin 35 yaşında veya daha büyük olacağını düşünmektedirler.
Yaşınız ilerledikçe eşinizin de yaşı İlerleyebilir. Geç evlenmiş veya ikinci evliliğinizi yapmış olabilir ve birlikte bir aile kurmaya başlıyor olabilirsiniz. Bazı çiftlerde kısırlık sorunu olur ve büyük bir çalışma ve testlerden hatta ameliyattan sonra ancak çocuk sahibi olabilirler. Veya donör döllenme yoluyla (sperm bankasından alınan spermlerin kullanılmasıyla gerçekleştirilen suni döllenme) hamile kalmayı seçen bekâr bir anne olabilirsiniz.
Ülkemizde uygulanmamaktadır.Günümüzde birçok sağlık bakım uzmanı, hamileliğin riskini kadının yaşına göre değil, sağlık durumuna göre değerlendirir. Önceden varolan tıbbi durumlar, bir kadirini hamilelik sırasındaki sağlık durumunun en belirgin göstergesidir. Örneğin, 39 yaşında sağlıklı bir kadında hamilelik problemleri oluşma riski, 20 yaşında diyabeti olan bir kadma göre daha azdır. Bir kadının sağlığı, hamileliği üzerinde yaşından çok daha fazla etkilidir.
30′lu ve 4O’lı yaşlarında hamile kalan kadınların çoğunun sağlık durumu iyidir. Düzenli egzersiz yaparak fiziksel kondisyonunu koruyan bir kadın, kendisinden 15-20 yaş küçük bir kadınınki kadar rahat bir hamilelik geçirir. Bir istisna olarak, 40 yaşın üstündeyken ilk hamileliğini yaşayan kadınlar, aynı yaşta ama daha önce çocuk sahibi olmuş kadınlara göre daha fazla komplikasyonla karşılaşırlar. Ama sağlıklı kadınların çoğu, güvenli bir doğum yaparlar.
Bazı sağlık problemleri yaşla ilgilidir, bir hastalık gelişme riski yaşla birlikte artar. Yüksek kan basıncı ve bazı diyabet türleri yaşla bağlantılıdır. Doktora düzenli olarak gitmedikçe bu hastalıklara sahip olduğunuzu bilemeyebilirsiniz. Her iki durum da hamileliği güçleştirebilîr ve mümkünse hamilelikten önce kontrol altına alınmalıdır.
Genetik Danışma Mantıklı Bir Seçim Olabilir
Siz ya da eşiniz 35 yaşın üzerindeyseniz genetik danışma tavsiye edilebilir; bu birçok soruyu beraberinde getirir. Bu yaş grubunda kromozom anormallikleri % 5′i geçer. Babanın yaşı da hamilelik üzerinde etkili olabilir.
Genetik danışma, genetik bir problem vakasında veya vaka riskinde sorularm ve problemlerin üstesinden gelmek için almış uzmanları ve bir çifti bir araya getirir. Genetik danışma İle, insan genetiği hakkındaki bilgiler, belirli bir .itin durumuna uygulanır. Çiftin durumu anlaması ve çocuk doğurmaya bilinçli şekilde karar vermeleri için bilgiler aktarılır.
Bir annenin yaşı büyük olduğunda genellikle babanın da yaşı büyük olur. Annenin mi yoksa babanın yaşının mı hamilelikte önemli olduğunu belirlemek daha zor olabilir. Bazı incelemeler, 55 yaşındaki veya daha büyük babaların Down sendromlu çocuklara sahip olma riskinin daha fazla olduğunu göstermiştir. 40 yaşındaki bir baba adayının Down sendromu taşıyan bir çocuk sahibi olma riskinin % 1 olduğunu tahmin ediyoruz; bu oran 45 yaşında iki katına çıkar ama yine de yalnızca % 2′dir.
Bazı araştırmacılar erkeklere 40 yaşından önce baba olmalarını tavsiye ediyor.
Bu tutucu bir bakış açısıdır ve herkes aynı kanıda değildir. Bir babanın yaşı ve bunun hamileliğe etkisi konusunda kesin ifadeler kullanabilmemiz için daha çok veri ve araştırma gereklidir.
Eğer Yaşınız İlerlemişse Hamileliğiniz Farklı mı Olacak?
Yaşı ilerlemiş hamile bir kadın olarak, doktorunuz sizi daha sık görmek isteyebilir ve daha çok test yaptırmanız gerekebilir. Çocuğunuzda Down sendromu olup olmayacağını belirlemek için amniyosentez veya KVB yaptırmanız tavsiye edilebilir. Hamileliğinizi kesinlikle sonlandırmayacak olsanız bile bu testler tavsiye edilir. Bu gerçekleri bilmek bebeğinizin doğumu için hazırlanmanıza yardım eder.
Hamilelik sırasında, gebeliğe bağlı diyabet ve hipertansiyon belirtileri için daha yakından kontrol altında tutulabilirsiniz. Her iki durum da hamileliği zorlaştırabilir ama iyi bir tıbbi bakımla oldukça başarılı bir biçimde kontrol altında tutulabilirler. Ayrıca ileri yaştaki kadınların ikiz bebek sahibi olma ihtimali daha fazladır.
Fiziksel etkileri açısından, daha fazla kilo alabilirsiniz, daha önce olmayan yerlerde gerilme izleri görebilirsiniz, göğüslerinizin sarktığını ve kaslarınızın gücünün azaldığını hissedebilirsiniz. Bunlar hamilelik ve ileri yaşta ormanın bedelleridir. Yaşam tarzınıza dikkat etmek -beslenme ve egzersiz- çok faydalı olabilir.
Zamanınız ve enerjiniz üzerindeki istekler nedeniyle aşırı yorgunluk hissi, en büyük problemlerinizden biri olabilir. Bu, hamile bir kadının en yaygın şikâyetlerindendir. Dinlenme sizin ve bebeğinizin sağlığı için çok önemlidir. Dinlenmek ve biraz uyumak için her fırsatı değerlendirin. Daha fazla görev ve yeni İşler almayın. İşte veya başka bir yerde “Hayır” demeyi öğrenin. Kendinizi daha iyi hissedeceksiniz!
Hafif egzersiz, enerji düzeyinizi arttırmaya ve bazı rahatsızlıkları ortadan kaldırmaya veya hafifletmeye yardım eder. Ancak, herhangi bir egzersiz programına başlamadan önce doktorunuzla konuşun.
Stres de bir sorun olabilir. Stres duygularını hafifletmek için, egzersiz yapın, sağlıklı beslenin ve mümkün olduğu kadar çok dinlenin. Kendinize zaman ayırın.
Bazı kadınlar, yaşayabilecekleri zorlukların üstesinden gelmek için, bir hamile destek grubu ile iletişim kurmanın mükemmel bir yol olduğunu söylerler. Daha fazla bilgi için doktorunuzla görüşün.
Araştırmalar sayesinde, yaşı ilerlemiş bir kadın için doğumun da farklı olabileceğini biliyoruz. Rahim ağzınız, genç bir kadınınki kadar kolay genişlemeyebilir, o yüzden doğum süreci daha uzun sürebilir.
Ayrıca yaşı ilerlemiş kadınlarda sezaryen doğum oranı daha yüksektir. Sezaryen ameliyatı gerektirecek nedenlerden biri, genellikle yaşça büyük kadınların bebeklerinin daha iri olmasıdır. Bebeğin doğumundan sonra, rahminiz de hızlı bir biçimde küçülmeyebilir. Doğum sonrası kanama daha uzun ve daha yoğun olabilir.